BUĞDAYDAN DA ÖTE
   
     Dedem tarlayı traktörünün arkasına taktığı yağmurdan paslanmış sabanını taktı.Tarlanın sağ başından sürmeye başladı.Güneşin heybetinden ve iş yükünden dedemin alnından dökülen ter taneleri boncuk boncuk arkasına döndürdüğü başından sol omzuna düşüyordu.Sarı yağlığıyla yüzünü sildi.
     
        Ninem, sol omuzundan sarkıttığı heybesinden sağ eliyle Ya Allah diyerek toprağa buğday tanelerini savutturdu.
       
        Ninem buğdayı tarlaya savutturduktan sonra kimi buğday taneleri kuşların kurbanı oldu.Dedem traktörün arkasından sabanı çıkardı sürgüyü taktı ve tarlayı düzledi.Buğday taneleri toprağa gark oldular.Daha sonra filizlenip başak olacaklar ve başağında onlarca buğday çıkacak.Çünkü buğday toprakla buluştu nerede duracağını iyi bildi.
         
         Dedem tarlayı sürgüsüyle düzledikten sonra kimi buğday taneleri inatla toprağın üstünde kalmayı tercih ettiler.Peki onlara noldu .Kimisi kurdun kuşun kurbanı oldu kimisi de yağıştan ,soğuktan,rüzgardan veya fırtınadan savrulup ,çürüyüp yok oldular.Tek hataları nerede duracağını bilemediler.
İnsanoğluda nerede durcağını iyi bilmeli değil mi?Yanlış yerde yanlış zamanda yanlış kimselerle durmak gibi.
       
         Dedem su vanasını açtı su öyle gür öyle berrak akıyordu ki hayatla imtihanı başladı tozlu yollarda bulanıklaştı pislikle buluştuğu yerde kokusu bile değişti suyun .Ama tövbe mi etti kimbilir buğdayın filizlenmesine yardımcı oldu tüm ihtişamıyla doğaya başak verdi .
                              ******
İnsanın kalbide su gibi saf ve temizdi harama baktı haram yedi harama dokundu su gibi kalbi bulandı ,paslandı.Sonra pişman oldu. Mağfireti sonsuz Rabbimin tövbe kapısı açık olduğu için tövbesi kabul edildi kalbi tekrar su gibi berrak oldu.
                              *****
      Geceler gündüzleri kovaladı.Kış bahara teslim oldu.Bahar, nöbeti yaza devretti. Başaklar kışta hamdı,baharda pişti ,yazın güneşte yandılar.Cellatları tırpanla,orakla yâri olacak toprağından ayırdılar.Elif gibi duran başaklar eşrefi mahlukata faydalı olmak için secde halinde yıkıldılar yere.Sonra dizildiler deste deste.

      Dedemin patozunun bıçaklarına kurban oldular.Tabi bazen dirgenin demir parmakları patozun bıçağıyla çarpıştı kırıldı.
Buğday tarlası tırmıkla tekrar çekildi.Firar eden ,kaçan başaklar olursa tırmık yakaladı onlarda patoza girdi.
 
   Sonra mitili serdi annem, tarlada tek olan armut ağacının gölgesine .Karpuzlar kesmeceydi kıpkırmızı .Gönüllere serinlik verdi harmanda.
   
         Buğday taneleri başaktan ayrıldı sapıda saman oldu.Buğdaylar çuvallara girdi.Evdeki ambara konuldular.Samanda römorklarlar taşındı ahırın yanındaki samanlığa konuldu.Samanı koyan kişinin burun delikleri yüzü ,gözü ,saçı sarı yalıkla dolanmasına rağmen hep toz içinde kaldı. Saman da hayvanların rızkı oldu gübre, süt ,yoğurt,peynir oldu.
   
         Buğday İhtiyaç oldukça ambardan alındı.Kıyamet koptu .Yıkanıp durulandıktan sonra ninemin silindir şelindeki değirmen taşının deliğinden geçti.Taşı döndürdükçe buğdaylar taşın ağırlığıma yenik düştü.Ezildikçe ezildiler dağıldılar öylece.Daha sonra eleklere kondu .Elenenler kepekli un oldu elenemeyenler bulgur.Un olan kumaş çuvala kondu evin ahşap mangozuna kondu.Bulgurda pilav oldu.Pilavlar,kepekli ekmekler insanoğlunun serüveninden geçerken gübre oldu.
   
      Daha sonra dirilip tekrardan topraktan yeniden çıkacaklar.Rabbimin hikmeti işte.
     
       Şimdilerde ne ekmeğin kepeği kaldı ne de pilavın buğday kokusu.Organikçiler fellik fellik kepekli ekmek arar oldu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar