BEKARA EV YOK

İlk atamam olan Şanlıurfa' nın Siverek ilçesine varıp otogarda minubüsten inince bir esnafa sordum ;
"Siverek Devlet Hastanesine nasıl giderim "
"Babo hoşgelmişsen loo . hele otur bir soluklan . Soğuk bir ayranımızı içesen "

Ben ilk atamam olduğu için heyecanlıydım bir an önce atandığım hastaneyi görmeliydim .

"Yok amca sağolasın sen tarif et .Benim acelem var "

"Hele karşıki minubüse binesen şehrin dışındadır hastahane "

Hastane minübüsüne bindim . "Ne zaman kalkacaksınız "diye şöföre sordum .

"bizim saatimiz yoktir kekoo .Araba dolunca hareket ederıh "

Orada şehir içi minubüslerinin saati yoktu dolunca hareket ediyorlardı .Sabah erken saatler olduğu için hastalar hemen doldurdu . Daha 15 Km yol gidecekmişiz şehrin dışındaymış hastane .

Hastaneye vardım Mahmut abi karşıladı beni . Şivesinden oranın yerlisi olduğu hemen belli oldu ."Hoşgelmişsen babo nasılsan iyimisen ? "

Oturduk hem çalıştı hem muhabbet etti benimle . Ben ilk sıkıntımı belirttim .

" Abi benim kiralık ev bulmam lazım "
"Evlisen "
"Hayır abi bekarım "
"Eyvah !işimiz zor kurban "

Siverek 150 000 nüfuslu bir yerdi o zaman için . Şimdilerde 300 000 ni geçmiştir. Öğrenci memleketi de olmadığından ne pansiyon vardı ne apart .Hepsi normal en küçüğü 4+1 dairelerdi .Bekara da daire verilmiyormuş .

Bir hafta ev aradık . Otel köşelerinde kaldım hep . Nerde bir boş daire görsek gidiyoruz bekarım deyince vermiyorlardı .
Artık bütün umutlarım bitmişti . Arkadaşlar benimle dalga geçer oldu . Sen bence ev arama da kız ara düşüncesiyle bul bir aşiret kızı evlen işte diye eğleniyorlardı . Artık ev aramaktan vazgeçmiştim .Sağa sola haber bıraktık artık telefon bekliyorduk .

Çalışırken Mahmut Abinin telefonu çaldı .Kürtçe ifadelerle bana bakarak konuşuyordu telefonda . Benim beklediğim haber olabilir diye umutlandım , sevindim . Artık dışarda sürekli kebap yemekten bıkmıştım . Sahanda iki yumurta kırmayı o kadar özledim ki .

Telefonu kapattı ve " mezarlığın karşısında yeni siteler yapılmış kimsede kiraya girmek istemiyormuş . Mesaiden sonra aldığım adrese evsahibinini görmeye gidelim " dedi . Arayan esnaf arkadaşıymış .

Mesaiden sonra önce merakımız dan siteleri görmeye gittik . Şehrin dışında mezarlık vardı . Karşısına yeni siteler yapılmıştı .Yani dairelerin hepsi mezarlık manzaralıydı . Sitelerde de bir sürü boş daire vardı .Sadece elle sayılabilecek kadar daireler perdeliydi . Daireyi soracak kimse de bulamadık . İn cin top oynuyordu sanki .Evler neden boştu diye içime bir kurt düştü .Kurt düşsede artık evi tutmalıydım .Yoksa kebap yemekten oranın meşhur hastalığı damar tıkanıklığından hasta olabilirdim .Kaza kudret acele acele biri çıktı evlerin birinden . Ben hemen sordum;
"Burda mı oturuyorsunuz "
"Evet "
"Bu dairelerin hepsi kiralık mı ?"
"Evet "
"Bekara ev veriyor mu ev sahipleri "
"Ben de bekarım karşı daire de oturuyorum .Diğer dolu yerlerde bekar zaten "
"Yaa .Neden evliler oturmuyor peki "
"Mezarlıktan ötürü "
"Neden ki "
"Oturunca anlarsın "

Acelesi vardı anlaşılan arabasına bindi ve gitti .Öğretmen ve İzmirli olduğunu da söylemişti .Bekara başka yerde ev bulamayacağımı bildiği için oturunca anlarsın demesi anlatılmaz yaşanır demek istiyordu heralde .

Şehir merkezine ev sahibini bulmaya gittik Mahmut abiyle . Çatısız bir eve vardık .Evlerin hepsi çatısızdı yazın damda yatıp kalkıyorlardı sıcaktan .Her sabah damdan düşen çocuların röntgenini çekerek başlıyordum mesaiye .

Avlu kapısı kocamandı .Avlu kapısının ortasından açılan bir de küçük kapı , kesilmiş gibi duruyordu .Üzerinde iki tane tokmak vardı . Biri kalın tokmak diğeri ince tokmaktı . Kalın tokmağı çalınca kalın ses , ince tokmağı çalınca ince , narin bir ses çıkarıyordu .

Mahmut abiye bunun sebebini sordum .Cevabı da kalın tokmağı erkekler çalar . Evde erkek varsa erkek çıkar . İnce tokmağı kadın çalar . Evden kadın çıkar dedi . Sonradan öğrendiğim de Osmanlıdan kalan bir gelenekmiş .

Mahmut abi kalın tokmağı çaldı . Koskocaman kare şeklindeki avlu kapısının içindeki küçücük diktörgen şeklindeki kapıyı bir çocuk açtı . Piratik oluyordu tahminim . Bize buyur edince her zaman hazır olan misafir odasına aldılar .Minderler vardı sadece odada .Bağdaş kurup oturduk . Bize mırra ikram ettiler . Ev sahibiyle Mahmut abi kürtçe konuştular .

Mahmut abi tamam senin işi hallettik dedi anahtarı alıp ayrıldık ordan . Ne kiradan ne şartlardan haberim var . Artık herşeye razıydım .

Mahmut abiye eşya alalım dedim . Bir minder ve halı yeter sana deyince şaşırmadım . Oradaki evlerde sadece halı seriliydi . Hatta evin birinde sadece tv sehpası görmüştüm . Öyle oturma gurubu falan yoktu evlerde .

Ben evime yerleştim .Tabi mezarlık heyecanı var bende daha . Balkona çıkınca mezarlık manzaralıydı .Herşey normal gözüküyordu . Akşam oldu .Acıkınca tavaya iki yumurta kırdım o yöreye özgü tırnaklı ekmeği bana bana yedim .O günkü yumurtanın lezzetini hiç alamadım .

Geceyarısı oldu kafamı yastığa koydum . Yatakta sağa sola dönerken dışardan köpeklerin uğultusu duyulmaya başladı . Dışarı baktığım da onlarca köpek birbirlerine uğulduyorlardı . İlk gece uğultudan uyuyamadım . Sonraki geceler ninni gibi gelmeye başladı köpeklerin uğultusu .

İzmirli öğretmenin demek istediği bumuymuş diyede aklımdan geçti tabi .

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar