GÖKTEN BİR YILDIZ KAYDI
Takvimler ağustos 1996 yılını gösteriyor ... Yer gök sımsıcak ... Güneş batınca cırcır böceklerinin rahatlatıcı sesleri ... Akşamın serinliğinde belen sokaktaki evimizin balkonunda nefes almak için oturmaktaydık . Biz kardeşimle gökteki parlayan yıldızlara bakıyorduk . Bakarken kayan bir yıldızla heyecanlandık . Babam görevli olduğu Hacı Musa Cami 'ye gitmek için yatsı namazına hazırlanmaktaydı . Annem sabah ovadan saman getirdiği için yorgunluğunu çayla giderip yudumluyordu .
Babam sokaktayken duyması için dış kapıya bağladığı ev telefonunun hopörlörü gecenin sessizliğini bozdu . Babam , bu saatte çalan telefon hayır değil düşüncesiyle gidip baktı . Balkonla salon arası mesafe uzak olduğu için biz telefonda konuşulanları duymadık .
Babamın telefon görüşmesini bitirip derin derin nefes alarak nemli gözlerlerle geldi , balkonda her zamanki yerinde duran sandalyesine oturdu , gecenin siyahında görünmeyen ufuklara baktı , daldı gitti .
Annem , heyecanla telefonda kötü bir haber aldığı her halinden belli olan babamın ağzından dökülecek kelimeleri beklemekteydi . Annem meraktan daha fazla dayanamayıp "konuşsana hoca ! nasıl olsa söyleyeceksin " dedi .
Babam , nefesini derin çekti boğazına düğümlenen cümleler zorla çözüldü .
"Ramazan SELEN müftü ilahi Rahmana kavuşmuş hanım " dedi.
Babamın ateş gibi yakan haberi ağutos akşamında balkonda serinlemeye çalışırken yüreğimizi yaktı kavurdu .
Annem de çok seviyormuş demek ki dökülen gözyaşlarına hakim olamadı .
Hakim olamayacak gibi değildi ki .
Babamın belli bir süre idari amiri olduğundan eve de misafirlik için gidip gelmeleri olmuştu Rahmetli müftünün . İdari amirliğini bir tarafa bırakıp Aile dostu olmuştu .
Sene 1996 . Benim yaşım 11 .Daha çocuğum yani .Daha dün gibi hatırlıyorum o güzel insanı .
O küskünleri barıştıran , hastaların sürekli hayır duasını alan , vaazlarıyla camiye doluşmuş halkın gönüllerine dokunan , garip gurabanın yanında duran ,yüzündeki tebessümü hiç eksik olmayan hizmet aşığı mütedeyyin bir insandı .
O Gölhisara gelmiş geçmiş müftülerin yanında gönülleri fetheden ayrı bir manevi kalb uzmanıydı .
Halka hizmet Hakka hizmet düsturuyla çıktığı yolda Bucakta dönemin Refah partisinden Belediye Başkan adayı oldu . Kazanacağı da her halinden belliydi hizmet aşığının .
Kazandı da .Kazandığı ertesi günü Bismillah diyerek kolları sıvadı . Bucağın kaderi değişecekti , çehresi değişecekti ama olmadı .Rabbim bizden daha çok seviyormuş ki yanına aldı .
Babam cenazesinden döndü .Biz annemle beraber merak ediyorduk cenazesini , nasıl Rabbine kavuştuğunu .
Babam hüzünlü haliyle anlatmaya başladı ;
- Şöförü ile berabar makam arabasıyla Ankara' ya gitmişler . Bucak için ihtiyaç hissedilen şehir içi otobüsleri temin etmek için .Otobüsleri almışlar . Müftü ve şöförü önden otobüsler arkadan gelecekmiş .
Burdur ' u geçtikten sonra Bucağa 60 km mesafe kalmışken aniden yola çıkan römorklu traktörün arkasına çarpmışlar .Çarpmanın etkisiyle şöförün bir kaç dikişlik alnı açılmış . Şöför iyi olduğunu siz gidin ben arabanın başında kalayım demiş . Müftü beyin bedeninde hiç kaza belirtisi yokmuş . Kesik , yara , bere ,kırık vb . Müftü bey kendinde bişey olmadığını zannederek yoldan Bucağa gitmek için araba çevirmiş . Çevirdiği arabayla evine varmış . Hanımına ve çocuklarına durumu anlatmış . Ben iyiyim . Hastaneye gideyim . Yolda kalan arkadaşa yardım etmeleri için haber vereyim demiş . Hastaneye varmış . Kaza yaptıklarını arkadaşa yardım etmelerini söylerken oracıkta fenalaşmış . Tüm müdehalelere rağmen kurtaramamışlar .İç kanamadan vefat etmiş . Kaza anında bedeni sertçe çarpınca bir yerlere iç organları basınca dayanamamış demek ki.
Cenazesine ise akın akın insanlar geldi . Gölhisardan da çok giden olmuş . Mahşeri kalabalık vardı . Helikopterler indi indi kalktı .İğne atsan yere düşmezdi .
Babam anlatırken birden sustu .Zor yutkundu . Cümleler boğazında düğümlendi daha fazla anlatamadı .Bir kaç aylık siyaset hayatı oldu . Rabbim daha fazla müsaade etmedi .
Müftü beyin vefatından sonra babam onu çok sevdiğinden hatıralarını anlatır durur .
Bir kaç hatırasını aktarayım buraya ;
Rahmetli müftü bey Bucak ilçesine Belediye başkan adayı olduğunda halktan destek almak için sokak aralarında dolaşıyormuş . Bir evin avlu kapısının eşiğinde bir nine oturmaktaymış .Ninenin yanına gitmiş .
Ninenin elini öpmüş ."Ninem ! desteklerini bekliyorum haa "
Ninem kambur haliyle başını kaldırmış rahmetli müftünün yüzüne bakarak " Ben sene oy vermecen "
"Neden ki ninem "
"Gölheserden bir müftü gelceemişte ben ona oy vercen "
Rahmet müftü gülümsemiş "Ninem o müftü benim işte "
"Ööölemi neneeem gel sana sarılen bi "
Bir sevgi gösterisinde bulunuyorlar
Babam hatıralarını anlatmaya devam ediyor ;
Rahmetli müftü bey Bucak 'ta belediye başkanlığını kazandıktan sonra Gölhisar ,a ahde vefa için ziyarete gelir .Cumhuriyet Caddesinde esnafı tek tek ziyaret ederken az ileride davullu zurnalı düğün vardır .Müftü beyin yaverleri hemen düğün sahiplerini uyarmaya gider ." Müftü geliyor davul zurnayı kesin " derler.
Müftü bey yaverlerinin düğün sahibine uyarısını duyar düğün evi adeta cenaze evine dönmüştür sessizlikten . Müftü bey sessizliği bozar davulla zurnacıya dönerek " Müftü değilim artık Belediye başkanıyım .Çal !!! davulcu davulu " der . Nabza göre şerbet verir .
23. Ölüm senei devriyesi sebebiyle yazdım bu yazıyı . Mangoz da yerini alsın istedim .Rabbim cennetiyle muamele eylesin .
Takvimler ağustos 1996 yılını gösteriyor ... Yer gök sımsıcak ... Güneş batınca cırcır böceklerinin rahatlatıcı sesleri ... Akşamın serinliğinde belen sokaktaki evimizin balkonunda nefes almak için oturmaktaydık . Biz kardeşimle gökteki parlayan yıldızlara bakıyorduk . Bakarken kayan bir yıldızla heyecanlandık . Babam görevli olduğu Hacı Musa Cami 'ye gitmek için yatsı namazına hazırlanmaktaydı . Annem sabah ovadan saman getirdiği için yorgunluğunu çayla giderip yudumluyordu .
Babam sokaktayken duyması için dış kapıya bağladığı ev telefonunun hopörlörü gecenin sessizliğini bozdu . Babam , bu saatte çalan telefon hayır değil düşüncesiyle gidip baktı . Balkonla salon arası mesafe uzak olduğu için biz telefonda konuşulanları duymadık .
Babamın telefon görüşmesini bitirip derin derin nefes alarak nemli gözlerlerle geldi , balkonda her zamanki yerinde duran sandalyesine oturdu , gecenin siyahında görünmeyen ufuklara baktı , daldı gitti .
Annem , heyecanla telefonda kötü bir haber aldığı her halinden belli olan babamın ağzından dökülecek kelimeleri beklemekteydi . Annem meraktan daha fazla dayanamayıp "konuşsana hoca ! nasıl olsa söyleyeceksin " dedi .
Babam , nefesini derin çekti boğazına düğümlenen cümleler zorla çözüldü .
"Ramazan SELEN müftü ilahi Rahmana kavuşmuş hanım " dedi.
Babamın ateş gibi yakan haberi ağutos akşamında balkonda serinlemeye çalışırken yüreğimizi yaktı kavurdu .
Annem de çok seviyormuş demek ki dökülen gözyaşlarına hakim olamadı .
Hakim olamayacak gibi değildi ki .
Babamın belli bir süre idari amiri olduğundan eve de misafirlik için gidip gelmeleri olmuştu Rahmetli müftünün . İdari amirliğini bir tarafa bırakıp Aile dostu olmuştu .
Sene 1996 . Benim yaşım 11 .Daha çocuğum yani .Daha dün gibi hatırlıyorum o güzel insanı .
O küskünleri barıştıran , hastaların sürekli hayır duasını alan , vaazlarıyla camiye doluşmuş halkın gönüllerine dokunan , garip gurabanın yanında duran ,yüzündeki tebessümü hiç eksik olmayan hizmet aşığı mütedeyyin bir insandı .
O Gölhisara gelmiş geçmiş müftülerin yanında gönülleri fetheden ayrı bir manevi kalb uzmanıydı .
Halka hizmet Hakka hizmet düsturuyla çıktığı yolda Bucakta dönemin Refah partisinden Belediye Başkan adayı oldu . Kazanacağı da her halinden belliydi hizmet aşığının .
Kazandı da .Kazandığı ertesi günü Bismillah diyerek kolları sıvadı . Bucağın kaderi değişecekti , çehresi değişecekti ama olmadı .Rabbim bizden daha çok seviyormuş ki yanına aldı .
Babam cenazesinden döndü .Biz annemle beraber merak ediyorduk cenazesini , nasıl Rabbine kavuştuğunu .
Babam hüzünlü haliyle anlatmaya başladı ;
- Şöförü ile berabar makam arabasıyla Ankara' ya gitmişler . Bucak için ihtiyaç hissedilen şehir içi otobüsleri temin etmek için .Otobüsleri almışlar . Müftü ve şöförü önden otobüsler arkadan gelecekmiş .
Burdur ' u geçtikten sonra Bucağa 60 km mesafe kalmışken aniden yola çıkan römorklu traktörün arkasına çarpmışlar .Çarpmanın etkisiyle şöförün bir kaç dikişlik alnı açılmış . Şöför iyi olduğunu siz gidin ben arabanın başında kalayım demiş . Müftü beyin bedeninde hiç kaza belirtisi yokmuş . Kesik , yara , bere ,kırık vb . Müftü bey kendinde bişey olmadığını zannederek yoldan Bucağa gitmek için araba çevirmiş . Çevirdiği arabayla evine varmış . Hanımına ve çocuklarına durumu anlatmış . Ben iyiyim . Hastaneye gideyim . Yolda kalan arkadaşa yardım etmeleri için haber vereyim demiş . Hastaneye varmış . Kaza yaptıklarını arkadaşa yardım etmelerini söylerken oracıkta fenalaşmış . Tüm müdehalelere rağmen kurtaramamışlar .İç kanamadan vefat etmiş . Kaza anında bedeni sertçe çarpınca bir yerlere iç organları basınca dayanamamış demek ki.
Cenazesine ise akın akın insanlar geldi . Gölhisardan da çok giden olmuş . Mahşeri kalabalık vardı . Helikopterler indi indi kalktı .İğne atsan yere düşmezdi .
Babam anlatırken birden sustu .Zor yutkundu . Cümleler boğazında düğümlendi daha fazla anlatamadı .Bir kaç aylık siyaset hayatı oldu . Rabbim daha fazla müsaade etmedi .
Müftü beyin vefatından sonra babam onu çok sevdiğinden hatıralarını anlatır durur .
Bir kaç hatırasını aktarayım buraya ;
Rahmetli müftü bey Bucak ilçesine Belediye başkan adayı olduğunda halktan destek almak için sokak aralarında dolaşıyormuş . Bir evin avlu kapısının eşiğinde bir nine oturmaktaymış .Ninenin yanına gitmiş .
Ninenin elini öpmüş ."Ninem ! desteklerini bekliyorum haa "
Ninem kambur haliyle başını kaldırmış rahmetli müftünün yüzüne bakarak " Ben sene oy vermecen "
"Neden ki ninem "
"Gölheserden bir müftü gelceemişte ben ona oy vercen "
Rahmet müftü gülümsemiş "Ninem o müftü benim işte "
"Ööölemi neneeem gel sana sarılen bi "
Bir sevgi gösterisinde bulunuyorlar
Babam hatıralarını anlatmaya devam ediyor ;
Rahmetli müftü bey Bucak 'ta belediye başkanlığını kazandıktan sonra Gölhisar ,a ahde vefa için ziyarete gelir .Cumhuriyet Caddesinde esnafı tek tek ziyaret ederken az ileride davullu zurnalı düğün vardır .Müftü beyin yaverleri hemen düğün sahiplerini uyarmaya gider ." Müftü geliyor davul zurnayı kesin " derler.
Müftü bey yaverlerinin düğün sahibine uyarısını duyar düğün evi adeta cenaze evine dönmüştür sessizlikten . Müftü bey sessizliği bozar davulla zurnacıya dönerek " Müftü değilim artık Belediye başkanıyım .Çal !!! davulcu davulu " der . Nabza göre şerbet verir .
23. Ölüm senei devriyesi sebebiyle yazdım bu yazıyı . Mangoz da yerini alsın istedim .Rabbim cennetiyle muamele eylesin .
Yorumlar
Yorum Gönder