KIŞ KARPUZU
Hamile bir bayan aşerdiği zaman istediğini eşi , bulmak için seferber ilan edip bulduktan sonra kendi mi yer yoksa karnındaki çocuk mu yer ?
Dinar da kış aylarındayız . Dışarda lapa lapa kar yağıyordu . Ben kanepede uzanmış televizyon izliyordum . Haberlerde kardan yolda kalmış arabalar vardı.
Hanımda 6 aylık hamile bu arada . Karşı kanepede oturmuş dergi karıştırıyordu .
Derginin sayfalarını karıştırırken bir makalenin köşesinde ağaç resmi varmış . Ağaçtada şeftali varmış . Benim canım şeftali istedi demesin mi ? Şeftaliyi istediği kadar sevmez halbuki .
"Hanım ! dışarısı bu kış gününde zulüm .
Nereye gideyim nereden bulayım şeftaliyi "
dedim.
Bebeğin cinsiyeti belliydi . Hanım da " ben bilmem oğlun istiyor " dedi .
Dinar da bir kaç arkadaşıma mesaj attım. Bulabilme umuduyla ama sonuç olumsuzdu . Memleketteki ( Gölhisar ) annemi aradım . " Oluuum yazdan şeftalinin konservesini kurduudum yemek isteese vaa " dedi . Hanıma döndüm "Konserve yermisin " dedim .
"Doğal olduktan sonra neden olmasın " dedi.
Anneme "Tamam biz geliyoruz " dedim kapattım telefonu .
Hanıma "Hadi kalk Gölhisara gidiyoruz "dedim .
Annem kışa iyi hazırlanırdı VAR vardı .YOK yoktu . Eve ne zaman misafir gelse her istediğine var der . Bunu duyan misafir şaşkınlığını gizleyemezdi .
Benim oğlan için Haydarlı dan Gölhisar a 160 km olan yola günübirlik katlandık .Dönüşü de var tabi.
Hanım aldı eline kavanozu hepsini yedi . Tabi görünüşte hanım yedi . Hamile olmadan önce bir kavanoz şeftali tüketebileceği zannetmem . Ne demişler ye ekşiyi al ayşeyi . Ye tatlıyı al atlıyı . O bir kavanoz şeftaliyi bizim atlı yedi .
Hanıma " Benim oğlan başka bişey istiyorsa ellerin memleketinde zor buluyoruz hazır burdayken istesin " dedim .
"Şimdilik bişey istemiyor ama belli olmaz " dedi .
Kalktık Dinar a geri döndük . Aradan günler geçti bizim hanım bir muhabbette haşlanmış mısır duymuş . Bana dedi ki "Senin oğlan mısır istiyor "
Ben oğlana sesleniyorum duyuyormu duymuyormu kapalı kapılar ardından bilmiyorum ."vayy mısır konservesi ister misin ? "
Hanımın kaşları yukarı yukarı hareket ediyordu.Aldım elime telefonu ilk adres annemi aramak oldu . "Anne , senin torun gölle istiyormuş "
"Oluum bu gış gününde neree giden ben gölleyi . Ama gonugomşuya bi soren ben seni ariyen " dedi. İlk torunu ya dağları bile delerdi .
Aradan saatler geçti . Benim telefon çalıyordu. Arayan annemdi ."oluum bubaannengilde vaamış. Yazdan dondurucuya goymuşumuş " dedi . Sevincinden bağırıyor , telefonu ben bir karış kulağımdan uzakta tutuyordum konuşurken .
Biz kış gününde mısırı bulmanın sevinciyle konukomşuya sormak aklımıza gelmedi . Karar verdik Gölhisara gideceğiz .
Bu sefer izin almayı düşündüm .Zira benim oğlanın istekleri bitmeyecek anlaşılan . Çalıştığım kurumu aradım bana 15 gün izin yazın dedim . Karakışta ne yapacaksın izni dediler . Benim oğlanın gönlünü eğlendirmeye gidiyoruz dedim .
Gölhisara vardığımızda direk önceden haber verdiğimiz babaannemin evine vardık . Eve girince haşlanmış mısır kokuyordu . Babannem cevizleri kırmış . Düdüklü tencereden havaya süzülen buharın içinden tek tek mısırları çıkardı . Oğlanın sayesinde kara kışta mısırdan bizde nasiplendik . O günkü mısırın tadını bir daha hiç alamadım.
Oğlana yine seslendim perdeler arasından " Vayy şu 15 gün ne istersen buluruz haberin olsun " duymuştur heralde dedim içimden . Bizim 15 gün izin bitti . Ses seda yok.
Dinara sabahtan vardık . Akşam otururken sehbanın üstünde gazete vardı . Aldım elime karıştırmaya başladım . Gazetenin arkasına , karşı kanepede oturan hanım kaşlarını sıkılaştırmış, gözleri kilitlenmiş bakıyordu.
"hayırdır hatun ." dedim . Gülümsedi "Senin oğlan karpuz istiyor " dedi . Tövbe tövbe veledin yaptığına bak ya . Onbeş gündür nerdeydin ? Gazetenin arkasına bir baktım dilimlenmiş karpuz resmi vardı .
" Hatun bu oğlan doğduğunda da her gördüğünü isteyecek mi ? "
" bilmem doğduğunda sen kendin sorarsın " dedi
Hatunla konuşurken ben çoktan annemin telefonunu çevirmiştim. " Oluum gecenin bu saatinde nerden bulen ben karpuzu .endee sıpaya söyle sabahı beklesin " dedi
Telefonu kapattığımda ben için için gülüyorum sıpa kelimesine .Heralde bende eşşek oluyorum diye.
Bu arada hanım da annesiyle konuşmuş .
" Ben karpuzu buldum " dedi.
Bu oğlanda sıpa şansı varsa bende de eşşek şansı var dedim içimden .
Hanıma yorgun halimle " Hatun sıpaya söyle benim yarın mesai var .Ben gölhisara gidemeyeceğim şimdi . Anneannesi ilk otobüse versin ben garajdan alırım "
160 km gecenin geç saati gitmek zor olacaktı bir de dönüşü var tabi .Yarın sabahta mesaiye gideceğim . Onun için Burdura 60 km gitmek daha iyiydi benim için .
Ertesi gün Burdur garajında karpuzu getirdim . Kayıvalidenin , komşuda bulduğu samanlıkta saklanmış karpuzu kesince içi gitmiş resmen .Dışarda kar yağarken kestiğin karpuzdan ne beklersin ? Kabuğunda kalan kırmızı tarafları sıyıra sıyıra yedi bizim oğlan . Yoksa bizim hatunun o karpuzu normalde yiyeceğini hiç zannetmiyorum .
Hanım ağzını peçeteyle sildi , son bir kere yutkundu " maydonoz getir " dedi . Ben gözlerimi fal taşı gibi açtım "Onu da mı benim oğlan istiyor " dedim.
"Yok onu biz yiyeceğiz .Akşama börek yapcen " dedi .
Maydonozun her mevsim bulunabileceği aklıma gelmeden derin bir ohhhh çektim . Sonra oğlana seslendim " vayy akşama peynirli maydonozlu börek var yermisin "
Bizim evin yakınında alışveriş yapmadığımız Migros vardı . Uzağa gitmeye üşendim . Manav reyonuna vardım . Üst rafta maydonozu gördüm . En alt raftada içi sarı olan kış karpuzları sıralanıyordu .
Teyy kilometrelerce gölhisar çavdır koop ' un otobüsü ile gelen içi gitmiş karpuzu yiyen bizim oğlana tekrar sordum . Aldım elime telefonu " hatun oğlana sor bakalım karpuz yiyecek mi ? "
"Yok istemiyor " dedi.
Bizim oğlan doğdu .Her ağladığında sadece arabada susturabiliyorduk . Daha doğmadan her istediğini yiyecek diye gölhisara gidip gelmelerden annesinin karnındayken alışmış olmalı araba binmeye .
Hamile bir bayan aşerdiği zaman istediğini eşi , bulmak için seferber ilan edip bulduktan sonra kendi mi yer yoksa karnındaki çocuk mu yer ?
Dinar da kış aylarındayız . Dışarda lapa lapa kar yağıyordu . Ben kanepede uzanmış televizyon izliyordum . Haberlerde kardan yolda kalmış arabalar vardı.
Hanımda 6 aylık hamile bu arada . Karşı kanepede oturmuş dergi karıştırıyordu .
Derginin sayfalarını karıştırırken bir makalenin köşesinde ağaç resmi varmış . Ağaçtada şeftali varmış . Benim canım şeftali istedi demesin mi ? Şeftaliyi istediği kadar sevmez halbuki .
"Hanım ! dışarısı bu kış gününde zulüm .
Nereye gideyim nereden bulayım şeftaliyi "
dedim.
Bebeğin cinsiyeti belliydi . Hanım da " ben bilmem oğlun istiyor " dedi .
Dinar da bir kaç arkadaşıma mesaj attım. Bulabilme umuduyla ama sonuç olumsuzdu . Memleketteki ( Gölhisar ) annemi aradım . " Oluuum yazdan şeftalinin konservesini kurduudum yemek isteese vaa " dedi . Hanıma döndüm "Konserve yermisin " dedim .
"Doğal olduktan sonra neden olmasın " dedi.
Anneme "Tamam biz geliyoruz " dedim kapattım telefonu .
Hanıma "Hadi kalk Gölhisara gidiyoruz "dedim .
Annem kışa iyi hazırlanırdı VAR vardı .YOK yoktu . Eve ne zaman misafir gelse her istediğine var der . Bunu duyan misafir şaşkınlığını gizleyemezdi .
Benim oğlan için Haydarlı dan Gölhisar a 160 km olan yola günübirlik katlandık .Dönüşü de var tabi.
Hanım aldı eline kavanozu hepsini yedi . Tabi görünüşte hanım yedi . Hamile olmadan önce bir kavanoz şeftali tüketebileceği zannetmem . Ne demişler ye ekşiyi al ayşeyi . Ye tatlıyı al atlıyı . O bir kavanoz şeftaliyi bizim atlı yedi .
Hanıma " Benim oğlan başka bişey istiyorsa ellerin memleketinde zor buluyoruz hazır burdayken istesin " dedim .
"Şimdilik bişey istemiyor ama belli olmaz " dedi .
Kalktık Dinar a geri döndük . Aradan günler geçti bizim hanım bir muhabbette haşlanmış mısır duymuş . Bana dedi ki "Senin oğlan mısır istiyor "
Ben oğlana sesleniyorum duyuyormu duymuyormu kapalı kapılar ardından bilmiyorum ."vayy mısır konservesi ister misin ? "
Hanımın kaşları yukarı yukarı hareket ediyordu.Aldım elime telefonu ilk adres annemi aramak oldu . "Anne , senin torun gölle istiyormuş "
"Oluum bu gış gününde neree giden ben gölleyi . Ama gonugomşuya bi soren ben seni ariyen " dedi. İlk torunu ya dağları bile delerdi .
Aradan saatler geçti . Benim telefon çalıyordu. Arayan annemdi ."oluum bubaannengilde vaamış. Yazdan dondurucuya goymuşumuş " dedi . Sevincinden bağırıyor , telefonu ben bir karış kulağımdan uzakta tutuyordum konuşurken .
Biz kış gününde mısırı bulmanın sevinciyle konukomşuya sormak aklımıza gelmedi . Karar verdik Gölhisara gideceğiz .
Bu sefer izin almayı düşündüm .Zira benim oğlanın istekleri bitmeyecek anlaşılan . Çalıştığım kurumu aradım bana 15 gün izin yazın dedim . Karakışta ne yapacaksın izni dediler . Benim oğlanın gönlünü eğlendirmeye gidiyoruz dedim .
Gölhisara vardığımızda direk önceden haber verdiğimiz babaannemin evine vardık . Eve girince haşlanmış mısır kokuyordu . Babannem cevizleri kırmış . Düdüklü tencereden havaya süzülen buharın içinden tek tek mısırları çıkardı . Oğlanın sayesinde kara kışta mısırdan bizde nasiplendik . O günkü mısırın tadını bir daha hiç alamadım.
Oğlana yine seslendim perdeler arasından " Vayy şu 15 gün ne istersen buluruz haberin olsun " duymuştur heralde dedim içimden . Bizim 15 gün izin bitti . Ses seda yok.
Dinara sabahtan vardık . Akşam otururken sehbanın üstünde gazete vardı . Aldım elime karıştırmaya başladım . Gazetenin arkasına , karşı kanepede oturan hanım kaşlarını sıkılaştırmış, gözleri kilitlenmiş bakıyordu.
"hayırdır hatun ." dedim . Gülümsedi "Senin oğlan karpuz istiyor " dedi . Tövbe tövbe veledin yaptığına bak ya . Onbeş gündür nerdeydin ? Gazetenin arkasına bir baktım dilimlenmiş karpuz resmi vardı .
" Hatun bu oğlan doğduğunda da her gördüğünü isteyecek mi ? "
" bilmem doğduğunda sen kendin sorarsın " dedi
Hatunla konuşurken ben çoktan annemin telefonunu çevirmiştim. " Oluum gecenin bu saatinde nerden bulen ben karpuzu .endee sıpaya söyle sabahı beklesin " dedi
Telefonu kapattığımda ben için için gülüyorum sıpa kelimesine .Heralde bende eşşek oluyorum diye.
Bu arada hanım da annesiyle konuşmuş .
" Ben karpuzu buldum " dedi.
Bu oğlanda sıpa şansı varsa bende de eşşek şansı var dedim içimden .
Hanıma yorgun halimle " Hatun sıpaya söyle benim yarın mesai var .Ben gölhisara gidemeyeceğim şimdi . Anneannesi ilk otobüse versin ben garajdan alırım "
160 km gecenin geç saati gitmek zor olacaktı bir de dönüşü var tabi .Yarın sabahta mesaiye gideceğim . Onun için Burdura 60 km gitmek daha iyiydi benim için .
Ertesi gün Burdur garajında karpuzu getirdim . Kayıvalidenin , komşuda bulduğu samanlıkta saklanmış karpuzu kesince içi gitmiş resmen .Dışarda kar yağarken kestiğin karpuzdan ne beklersin ? Kabuğunda kalan kırmızı tarafları sıyıra sıyıra yedi bizim oğlan . Yoksa bizim hatunun o karpuzu normalde yiyeceğini hiç zannetmiyorum .
Hanım ağzını peçeteyle sildi , son bir kere yutkundu " maydonoz getir " dedi . Ben gözlerimi fal taşı gibi açtım "Onu da mı benim oğlan istiyor " dedim.
"Yok onu biz yiyeceğiz .Akşama börek yapcen " dedi .
Maydonozun her mevsim bulunabileceği aklıma gelmeden derin bir ohhhh çektim . Sonra oğlana seslendim " vayy akşama peynirli maydonozlu börek var yermisin "
Bizim evin yakınında alışveriş yapmadığımız Migros vardı . Uzağa gitmeye üşendim . Manav reyonuna vardım . Üst rafta maydonozu gördüm . En alt raftada içi sarı olan kış karpuzları sıralanıyordu .
Teyy kilometrelerce gölhisar çavdır koop ' un otobüsü ile gelen içi gitmiş karpuzu yiyen bizim oğlana tekrar sordum . Aldım elime telefonu " hatun oğlana sor bakalım karpuz yiyecek mi ? "
"Yok istemiyor " dedi.
Bizim oğlan doğdu .Her ağladığında sadece arabada susturabiliyorduk . Daha doğmadan her istediğini yiyecek diye gölhisara gidip gelmelerden annesinin karnındayken alışmış olmalı araba binmeye .
Yorumlar
Yorum Gönder