MEZARLIK BEKÇİLERİ

Hikayelerimde bazen ağlayacaksınız..
Bazen güleceksiniz...
Bazen düşüneceksiniz...
Bazen şaşıracaksınız...

    Bu hikayemde de biraz korkalım mı?
Okurken kaskatı kesilebilirsiniz.Bence sağ eliniz telefondaysa sol elinizle sımsıkı tututunacak bir eşya bulun.Çok abarttım galiba.

     Bin yıl önce bir adam yolda yürüyordu.Güneş adeta bu adamın üzerine kilitlenmişti.Uzun zaman yürüdü.Yürürken su içilebilecek bir yerde bulamadı.Terledi ve çok su kaybetti .Boğazı kurudu.Dili damağına yapıştı.Yorgunluğun ve susuzluğunda etkisiyle fenalık geçirdi ve bayıldı .Yıkıldı olduğu yere.Kızgın ,çatlamış toprağın üstünde kavruldu kavruldu kendine gelemedi bir türlü.

     Yerde sırtüstü yatar vaziyette görenler, bu adamı öldü zannedip tabutun içine koydular ve toprağa verdiler

      Adam toprak altında ahşap tabutun içinde havasız kaldığını hissetti.Biraz kendine gelir gibi oldu.Kapkaranlık bir yerde.Sağa dönmeye çalışıyor engel,sola dönmeye çalışıyor engelle karşılaşıyordu.Kafasını kaldırıyor tabutun tavanına çarpıyordu.Elleriyle tabutun kapağını kaldırmaya çalışıyor ama tonlarca toprağın ağırlığından dolayı milim dahi oynatamıyordu. Tabutun içindeki hava zaman ilerledikçe bitmeye başlıyordu.Ciğerleri zor hareket etmeye başlıyor ve son enerjisini vücudundaki kemiklerin iliklerine kadar kullanıyordu.Elleriyle tabuta vurmaya başladı "pat pat" diye.

      Hiç kimse duymuyordu.Tabut tahtaların arasından tozlar yüzüne ve bedenine döküldü.Göz yaşları tozlu yüzünde iz bırakarak akmaya başladı.

      Artık vücudu takatsiz kaldı .Son çırpınışlarını yaptı .Tırnaklarıyla tabutun tavanını kazımaya başladı.Tırnakları tabutun ahşap tavanında kanla karışık derin çizik izleri bırakmaya başladı.Tırnakları kazıya kazıya yerlerinden koptu bağırdı çağırdı ama hiç kimse duymadı.

       Adamın yakınları adamı aramaya başladı.Sorup soruşturmaya başladılar.Sordukları birisi geçenlerde tarifinize uygun bir adamı şurada ölü bulduklarını kimsesi gelmeyince sıcaktan ceset kokmasın diye defettiklerini söyledi.

      Yakınlarını aldı bir telaş ,ölü ya da dirisini bulacaklardı.Kararlıydılar.Hemen adamı defnettikleri yere gittiler.Toprağı kazdılar.Tabutu bulunca büyük bir heyecan ve korkuyla kapağını açtılar.

       Gördükleri karşısında donup kaldılar öylece.Çünkü aradıkları tabutun içinde hareketsiz yatıyordu.Cesedi henüz öldüğünden çürümemişti.Tabutun kapağında kanlı tırnak izlerini gördüler.Adamın parmak uçlarıdan akan kan yeni pıhtılaşmıştı.

       Dönemin başkanları bu tür vakalarla daha öncede karşılaştığından mezarlıklara bekçiler koymaya başladılar.Mezarda dirilen olursa diye havalandırma deliği bile koydular.Dirilen olursa hemen kurtaralım yakınlarına teslim edelşm diye.Ama akıllarına şimdilerde olduğu gibi doktorun muayene edip ölüm raporu vermek akıllarına gelmiyordu.Gayrimüslim memleket olduğu içinde cenazeyi kefenleyip yıkamakta yoktu .Yoksa öldü zannedilenler serin suda yıkanırken bile dirilir kanımca.İnsan diriyken bile yaz sıcağında sıcak suyla harmanlayıp öyle duş alıyor.Onun için 1000 li yıllarda mezarlık bekçileri çokmuş.

      Yıl 2007 .Hanımın dayısı kalp hastasıydı.Doktor ilk kalp krizinde kurtuldun ikincisinde mümkün olmayabilir diyede adeta ölüme hazırlıklı ol der gibi telkinde bulundu.İkinci kalp kriz Çavdırın Yazır köyünğn dar sokağında yaya halde ilerlerken geldi.
Köylü sakinleri Ali dayıya bir haller olduğunu görünce hemen yanına geldiler.Ama kalbinin son atımını bile hissetmediler.Karga tulumba eve taşıdılar ölüm raporu alındı ,kefenlendi,yıkandı,cenaze namazı kılındı ve tekbirlerle defnettiler.
      Cenaze evinde feryat figan devam ediyordu.Aradan günler geçti uzaktan gelenler Ali dayının kabrine ziyarette bulundular.Hatta biri kabirden patlama sesleri bile duymuş.Uzun süre beklemiş bir daha patlama sesi gelir mi diye.Beklediği ses gelmemiş.
Bu duyduğu sesi cenaze evine gelerek söylemiş.Cenaze evinde bir feryat figan daha kopmuş.Eşi " Alimi canlı canlı toprağa verdiler ...."diyede ağıt yakmış.Mezarı açalım diyenler dahi olmuş.Aklı selimler buna müsaade etmemişler.
   
    Sonra ben merak ettim bu patlama sesi nedir diye?Sordum soruşturdum,okudum araştırdım.Cilt cilt kitaplar okumadım ha.

     Bizim google amcaya sordum.Oda cenazenin soğuyan bedeni kaskatı kesilir.Midesi ve bağırsağındaki bakteri ve pislikler gaz yaymaya başlar.Vücutta sıkışan gaz patlar.Daha sonra et sinekleri çöküşür.Larvalarını bırakır.Sonra o et sinekleri de ölür .Et sineklerini yemeye başka böcekler gelir.Kemik kalıncaya kadar böyle devam eder.
O dönemde mezarlık kazanlara sorduğumda "yılanlardan mezarlık kazamıyoruz"dediklerinide hiç unutmuyor hafızam.

      Ey İnsanoğlu bedenimiz ölürde ruhumuz kalır bu acıları hissederiz.Allah kabir azabından korusun .Amin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar