ZAMANA DAİR

Fahrikåinat efendimiz (s.a.v ) sahabelerle yolda giderken boş oturan bir adam görürler.Peygamberimiz ( s.a.v) selam vermeden geçer bu adama.İşleri bitince aynı yoldan geri dönerler. Selam vermediği adam elinde bir çöple toprağı eşelemektedir.Peygamberimiz ( s.a.v) bu sefer selam verir.

Sahabeler meraklanır " Ey Allahın Resulu biraz önce selam vermemiştiniz." diye sorarlar.

"Selam vermediğim zaman boş oturuyordu. Selam verdiğimde elinde çöple toprağı eşeliyordu"demiş onsekizbin aleme server olan Nebi.

Lisede okurken öğretmenimizin biri "Çocuklar boş zamanlarınızda ne yaparsınız ? " diye bir soru sordu.

Kimisi kitap okurum ,keçi güderim (Benim verdiğim cevap) ,inek bakarım,sokakta top oynarım,tv. İzlerim gibi türlü türlü cevaplar verildi.

Hoca bu sefer soruyu değiştirerek sordu "Dinlenirken ne yaparsınız ? " Sınıfta her bir ağızdan " dinleniriz " diye cevap yükseldi. Tabi birazda gülümsedik bu cevabı verirken.

Öğretmenimiz "ben dinlenirken boş oturmuyorum " dedi . Mesala kitap okurum , düşünürüm , hâyal kurarım ,boş bir kağıt gördüm mü yazıp boş olmasına fırsat vermem diye cavap vermişti.

Rahmetli Mustafa dedemle (Eminefendilerin) elmalı bahçeye gitmiştik. Dedem giderken yanına budama makası ,tahra , balta gibi keski aletleri almıştı.Ben "dede bunları ne yapacaksın " diye sordum. O da " ağeçleri budecez guruyanlarıda kescez " demişti.

Elmalı bahçeye vardığımızda dedem ağaçları budamaya , kuruyanlarıda kesmeye başladı. Öğleye kadar çalıştık .Yorulduk , acıktık. Dedemde boncuk boncuk terler akıp toprağı ıslatıyordu. Annem getirdiği çıkından evde yaptığı yemeklerden hazırladı onları yedik , içtik .Dinlenmeye geçtik .Ben sırtüstü elmaağacın gölgesinde mitilin üstünde dinlenirken , dedem de aletlerini tekrar keskinleştirmek için eğe yapıyordu . Eğe bitince dedem tekrar budamaya ve kesmeye başladı.

Dedeme " Sen dinlenmedin hiç" dedim.
"Çok otuduk ya görmedin mi beni oturuuken"
"Gördüğümde eğe yapıyordun dinlenmedin ki"
"Ben eğe yaparken dinlendim ,Allah boş oturanı seemez"
"Dede ben az daha dinlensem olmaz mı?"
"Sen çok gonuşuyon ,endee makası ver baken bene" dedi.

Annem eskiden boş otururken televizyonda yalan rüzgarı ,dallas izlerdi .Tabi boş boş televizyona bakmaz ellerinde örgü vardı . Kardeşimle bize kazak örerdi ilmek ilmek.

Annem ovadan ot getirdi çuval çuval . Kilometrelerce kavaklıderenin dar, taşlı patikalarından çıkıp çukurağacını da geçince sırtında çalı getirirdi keçilerine .Dinlenirken de küpeli oğlaklarını severken atardı yorgunluğunu. Ama dizlerde aşırı yükten ne yağ kaldı ne sıvı . Kireçlenmeye yüz tutmuş dizlerini doktorlar platin takalım dedi geçenlerde.

Şimdilerde annem dinlenirken bir elinde tesbihle zikir çektiğini gördüğümde "anne sen bize boş zamanlarında kazak örerdin ,börek yapardın" diye sordum.

"Örgü örecek göz mü galdı ayy oğluum ,dizlemde tutmeepduru zati , ekmenizi getirin çarşıdan çayla ,çökelele yeven gari" dedi

Rahmetli Anneannemin (eminefendilerin aynımah çiftçi) hiç boş oturduğunu görmedim.Kalçası kırılmasına rağmen toprağı eşeledi durdu ömrü boyunca.Ne zaman görsem ya karyolasında namazda ya da bahçede toprakta.Yüzünden boncuk boncuk ter akınca beyaz tülbentinin ucuyla alnını siler bana bakıp "guzuum hadi bene bir bardak su getirive " deyişi , tatlı bir anı kalır hafızamda.

Çeşmeci dedem (çeşmeci dedem hikayesinden hatırlarsınız) boş kalınca kazmasını küreğini alır , dağa su gözü bulmaya giderdi.Su gözünü bulup yorulunca dinlenirken dahi düşünürdü. Eşrefi mahlukata çeşme yapmak için en yakın yola su borusu ne kadar gider diye hesaplar yapardı.

Büyüklerimiz bize davranışlarıyla öğüt vermişler aslında ama ben gafletimden olsa gerek farkına varamamışım.

Evde çocuklarım saatlerce tv izlerken ,tablet oynarken "oğlum boş durmayın kitap okuyun" diyorum .

"Aman baba ya şimdiye kadar ders çalıştık birazda dinlenelim "diye cevap veriyorlar.

Dinlenirken gözlerini , hayal güçlerini ,kaybediyorlardı ama farkına vardıramadım. Çünkü davranışlarımla kötü örnek olmuştum.

Bu yaşıma kadar dinlenirken geçen boş zamana yanıyorum. Şimdiye kadar renkli ekranlarda elin oğlanına top oynatacağıma kitabın üzerinde kalem oynatsaydım bu pişmanlıklarım olmazdı.

Dinlenirken belki muhabetullahtı yalnızlığımda ,belki de çay içerken sevdiklerimizle beraber olmaktı.Ama aramıza renkli ekranlar girmeden. Belki kitap sayfalarını karıştırmak , belki boş kağıda yazmak yada çizmekti gönlümden dökülenleri.

Çok yoruldum, göz kapaklarım iniyor ruhumu Allaha emanet edip postu küçük ölüme (uykuya) bırakıyorum.Belkide emanet edilen postu dinlendirmektir yorulduğunda.

Boş zaman dinlenmek mi yada dinlenirken değerlendirmek mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar