ARANAN ADAM Yıl 1989 .. Kardeşim 3 , ben 8 yaşlardayım ... Yaz tatili ... Güneş tüm ihtişamıyla her yeri aydınlattığı gün .. Evimizin avlusunda dut ağacının gölgesinde annemin ve babamında evde olmayışından çamura bata çıka kardeşimle oynuyorduk . Annemle babam ovaya gitmişlerdi . Avlu kapısı bizim demirdi . Açılıp kapanınca tüm mahalle duyardı gürültüsünü . Tam kardeşimle oyuna dalmışken avlu kapısının gürültüsüyle irkildik . Ben ve kardeşim tüm yönümüzü avlu kapısına çevirmiş gelenler karşısında donakalmıştık , panikledik hatta korktuk . Benim ve kardeşimin minicik ellerinden çamur akıyordu . Gelenler iki tane tam donanımlı polisti . Bellerinde tabancalar , joplar , kelepçeler vardı . İlk defa yakın markajda polis görmenin heyecanıyla ne yapacağımızı şaşırdık . Acaba biri bizi mi şikayet etmişti ? Kimsenin tavuğuna kışş bile dememiştik . Fakat geçenlerde komşunun bahçesinden erik almıştık . Komşu bizi her gördüğünde " Sizi polislere veririm bak " diye bağ...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
MEKTUP Sahi nedir mektup ,tanımını yapabilen var mı? Hadi yaptın diyelim yazabilen var mı? En son ne zaman mektup yazdın ? En son ne zaman mektup aldın ? Sorular sorular itmek bilmeyen sorular ? Bizim mektup sevdamızı teknoloji çaldı . Satır arasına dökülen gönülden dökülen nameleri teknoloji çaldı . Sms paketleri , whatsap mesajları , sosyal medya hepsi işte . Sahi siz okuyor musunuz telefonun hafızasında yer kaplayan silip silip tüketemediğiniz resimli mesajları .Okunmaz tabi çünkü gelrn mesaj yüreğiyle nakış nakış işlenmemiştir kâğıda . Hani filmlerde olur ya mektup okuyan adam sahnesinde mektup okunurken yazan şahsın ses tonuyla seslendirilir yazılanlar . Aldığımız mektubu okurken kelimelerin ses tonu yazan kişiyi ele verir . Telefonda konuşurken dönmrz olur dilin . Yazarken uzun uzun düşününce yüreğinin derinliklerindekini bile yazarsın . Belki bir dosta , belki bir sevgiliye . Bir askerin yaşadıkları o müthiş duyguyu an be an yansıtırsın satır arasına . Söz uçar...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ÖLÜRSEM KABRİME GELME Hastane koridorları her zaman ki gibi kum gibi hastayla dolu ... Radyoloji koridorunda hastalar film çektirmek için beklemekteydi . Orta yaşlarda birtane teyze gözlerini hasta çağırma monitorüne kilitlemiş bakıyordu . İsmim gözükse de hemen şu röntgen filmini çektiriversem diye . Teyzemin yanına tanıdığı biri geldi . Teyzem tanımasından sebep gülümsemeye başladı . Teyzenin yanına yaklaşan kadın ; -Beni görünce gülesin geliyor değil mi ? -Ne yapayım . Gülmeyem mi ? Gülmesemde küstü dersin - Hayırdır ne geziyon bullada . -Hastayım , heralde bu gidişle ölceen -Ağzını hayra aç gıı. Ne demek o öyle -Ölüüsem kabrime gelme emi . Çünkü sene ayakta karşılamak isterin . -Aa neden öyle söyledin gıı -Neden olcek hiç gelmeyon arayıp sormeyon -işten güçten bir yere mi çıkabiliyoz gıı . Abem nediyo eyimi . - eyi netçek evde çoluk çocuk aç . Bebelere balon satıp duru dışallada -Daha iş bulamadı mı ? -İş bulup netçek bulduğu işin gıymatını mı bil...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
KENDİ DÜNYASINDA KAYBOLAN ADAMLAR Bir gün arkadaşlarla oturuyorduk . Muhabbet şahane ... çaylar taze ... Ben Gölhisar 'lıyım deyince arkadaşın biri hemen atıldı . " Biz Gölhisar ' a balık tutmaya çok gittik . Yapraklı ve Bayındır barajı'nda çok anımız vardır " dedi . Hafızasından bir tane anısını anlatmaya başladı . - Sonbahar ayları ... Kuşluk vakti ... Gökte hava bulutlarını süzmüş berrak mı berrak , güneş tüm cömertliğiyle her yeri aydınlatıyor , kuşlar kanat vurup özgürlüğe uçuyorlardı . Çavdır 'ın Bayındır barajı'nın kıyısına arabamızı usul usul kurumuş yaprakların çıtır çıtır sesini dinleyerek yanaştırdık . Suya hasret çatlamış toprağın üzerine arabanın bagajından aldığımız eşyaları bıraktık . Göl eşsiz manzarasıyla masmavi yorgan gibi serili tam karşımızda duruyordu . Oltalarımızı tek tek hazırladıktan sonra hiç kımıldamayan göle salladık. Gölün kıyısında her nedense sadece biz vardık . Daha öncede geldiğimizde balık tutanlar olurdu hat...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
AŞIRI HEYECAN SALİM DÜŞÜNCENİN KATİLİDİR İşten yeni gelince akşam ezanları okunuyordu . Hanım dolabı açarak " evde yiyecek hiçbirşey yok "dedi büyük bir kahırla . "Ne güzel işte peygamber evine dönmüş " desemde aldırış etmedi . Biliyordu çünkü Mevlana sözünü . Denizlideki üçler cumartesi pazarına yetişebilmenin telaşı sardı birden beni . Akşam saatleri pazardaki tezgahlar ağır ağır kaldırılmak üzere olduğu için genelde pazara fakir fukara garip guraba gelir . Artık pazarcılar elinde kalan malları ya zararına satar ya da garip gurabaya verir . Bende acele acele pazara yetişebilmenin telaşı vardı üzerimde . Cebimde de pazara yetmeyecek kadar para vardı .Atm den önce bir miktar para çektim ve pazarın yoluna koyuldum . Pazar karşıdan görülünce çadırlar tek tek indiriliyordu . Bir kaç açık kalan tezgahtan meyva alabilmek için koşuşturmaya başladım . Bir elimde cüzdan bir elimde pazar çantası ağır ağır kalkan tezgahların arasından hızlı adımlarla geçiyordum...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BAZI YARALAR KAPANMAZ 2. BÖLÜM Omuzlarım çökmüş vaziyette bankta oturup içimde kopan fırtınaları dindirmeye çalışırken ikindi ezanlarıyla dirildim . Sanki gel diyordu ezan , gel de kurtar kendini bu vaziyetten . İçindeki dünya sevgisini atta gel ... En yakın camiyi bulup şadırvanında abdest almaya başladım . İçimdeki karanlık korku yüzünden ateşim yükselmiş abdest almaya başlayınca birazda olsa serinlemiştim . Sünneti bitiren cemaat farza hazırlanıyordu . İlahi Yarabbi diyerek tekbir getirdim imama uyarak . O günkü kıldığım namazdaki yakaladığım huşuyu birdaha hiç yakalayamadım . Neden hep böyle oluyorum ? Namazımı huşu içinde kılabilmem için başımdan felaket mi geçmesi gerekiyor diye düşünür dururum . Namazı bitirip ellerim baş hizasına kadar kaldırdım semaya . Yalvardım Rabbime " Çaresizlerin çaresi , dertlilerin dermanı Allah 'ım ne olur beni kimseye muhtaç etme . Zar zor bulduğum işi kaybetmeme izin verme " diye . Namaz bitiminde sessize aldığım telefonda...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BAZI YARALAR KAPANMAZ 1.bölüm Türkiyenin en güzide sahil kentlerinden Alanya da ilk işe başlamanın sevinciyle ağzım kulaklarıma varıyordu . Hayatta ekonomik özgürlüğü yaşamaya ilk adım atmanın heyecanı vardı üzerimde . " Sağlığınızdan haber alın " sloganıyla yola çıkmış Mehmet Haberal 'ın hastanesinin bir şubesiydi Alanya daki ilk işe başladığım hastane . Ya ni Alanya Başkent Hastanesi . Ecevit 'in son demlerini geçirdiği Ankarada ki Başkent Hastanesinin bir şubesi Alanyadaki . İlk işe başlamanın heyecanı ve özel hastane olunca hastalara karşı gülümseme , hoşgörü ,empati ön plandaydı her halimde . Devlete kadrolu atanamadıysan ve özel hastanede devamlı çalışabilmen için çalıştığın performans ve hastalarla olan iletişimin yumuşaklığı çok yüksek olması gerekiyordu . Ben bu kriterlere dikkat ederek birazda aile , okul ve öğretmenlerimden öğrendiğim güzel ahlak sayesinde çalışmaya başladım . Hasta ninelerin ve dedelerin ağzından bal gibi akan hayır dualar...